4 Ağustos 2008 Pazartesi

Peking Duck

Neredeyse 10 gün olmuş bir şeyler yazmayalı. Geçtiğimiz hafta hastaydım maalesef. Sanırım klima yüzünden oldu. Üşütmüşüm halsizlik, ishal v.s. Geçti, toparlandım, çok iyiyim. Arkasından internet problemi başgösterdi (ki hala çözülmedi tam olarak). İki sebep birleşince biraz uzak kaldım sayılır. Tabi hasta olunca dışarı da çıkamadım. Haftasonuna kadar evdeydim.

Biraz Çin yemeklerinden bahsetmek istiyorum bu sefer.
Önceki hafta eşim ve birkaç Çinli arkadaşımız ile beraber yabancıların ağız tadına yakın Çin yemekleri yapan şu restauranta yemeğe gittik. Ben daha önce de gidip test etmiştim:) Yemekler çok hoşuma gidince ve arkadaşlarla yemeğe çıkılacak olunca aynı yerde yemeyi tercih ettik. Çinliler dışarıda yemek yemeyi, daha doğrusu misafir ağırlamayı seviyorlar. Hatta bazı büyük işlerin yemeğe bağlı olarak nasıl geliştiğini duyuyorum burada. Örneğin bir firma, başka bir firmadan çok önemli bir iş almak istiyor. Olay burada başlıyor. Firmada üst düzey artık kim varsa yemeğe davet ediliyor. Restauranttaki en şık yiyecekler ikram edildikten sonra, çok yüksek ücretle satılan köpekbalığı çorbası sipariş ediliyor. Ve misafire ne kadar önem verildiği karşı tarafa hissettiriliyor. Tabi ben bu olaydan, daha doğrusu köpek balığı çorbası adı altındaki hayvan katliamından nefret ediyorum. Sadece hayvanın yüzgecini alabilmek için avlanıyorlar, hayvanı yakalayınca yüzgecini kesip tekrar denize atıyorlar ve öylece ölüme terkediyorlar. Yemeğe genellikle kalabalık olarak çıkıyorlar, hemen hemen tüm düzgün restaurantlarda, ayrı ayrı odalar var. Bu odalar sadece birer aileye hizmet veriyor, yemek grup halinde odalarda yeniliyor. Masaların üzerinde döner tablalar bulunuyor, sipariş edilen yemekler bizde olduğu gibi getirilip önünüze değil, bu tablanın üzerine koyuluyor. Herkes tablayı döndürerek tabağına istediği çeşidi alıyor. Tatlı sipariş edildiyse, o da yemeklerle beraber getiriliyor. Çin yemeklerinin bir çoğu şekerli. Bizim ağız tadımıza pek yakın değil yani. Yemeğin yanında mutlaka çay içiyorlar.

Bir de meşhur Pekin ördeği var. Ben her ne kadar tadını sevmesem de birçok kişi çok beğeniyor. Ördeğin siparişini verdikten yaklaşık 1 saat sonra hazır oluyor ve servisi pişirenler yapıyor. Bizim gittiğimiz yerde ördek 99 parçaya ayrıldı. Bir de sadece ördek restaurantları var ki, buralarda 110 parçaya ayrılıyormuş. Ördeğin derisinin hemen altındaki tabaka çok ilginç. Sanki ekmeği bol yağ ile kızartıp oraya koymuşsunuz gibi kalın bir tabaka var. Tadı ise kötü. Ördek parçalanırken özel bir sunum ile bir takım soslar masaya geliyor. Orta kısımda, bizim lavaşın pirinç unuyla yapılmış hali var. Küçük tabaklarda, yeşil soğan, havuç, tatlı patates, ne olduğunu anlayamadığım tatlı bir sos ve bir kaç şey daha geliyor. Bu lavaşın içine ördekten, sostan ve diğer istediğiniz sebzelerden koyup yiyorsunuz. Siz ördeğinizi mideye indirirken, hayvanın kafasını isteyip istemediğiniz soruluyor. Geri kalan parçaları toplayıp götürüyorlar. Aradan biraz zaman geçtikten sonra, porselen bir çorba kabında ördek kemikleri, sarımsak, lahanaya benzer bir otla yapılmış çorba geliyor. Burada bizim sevgili Çinlilerimiz hem ördek, hem tatlı yiyerek, arada da çorbadan içiyorlardı. Tabii sürekli bana da tadına bakmamı söylüyorlardı. Eh bizim de onların kültürüne uyum sağlamamız gerekli diye az da olsa hepsinin tadına bakıyorum tabii.


Bir de asla yemem dediğim şeyler var ki, sağolsun arkadaşlarımız bu tip yiyecekleri bize olan saygılarından sipariş etmiyorlar. Tavuk ayakları, domuz burnu, kulağı, kafası, ayakları. Böcek çeşitleri, yılan v.s. Hatta bazı bölgelerde ( artık yasaklanmış neyseki) canlı maymun beyni yediklerini duydum ve arkadaşlarımız bunu doğruladılar. Maalesef maymun beyni yiyebilmek, diğer insanlara karşı bir güç simgesi olarak gösteriliyormuş.
Markette alışveriş esnasında ilke defa gördüğüm şeyler de oluyor. Sebze ve meyve bölümünde, çeşitli tropikal meyveler (bazılarını çok beğeniyor, bazılarını hemen çöpe atıyoruz), minik bal kabakları, tatlı patates, sopa gibi görünen ne olduğunu bilmediğim sebzeler, iki avuca sığan karpuzlar...

Deniz ürünleri çok çeşitli ve çok ucuz. 1 kilo jumbo karides 30 rmb( 5 ytl bile değil ), yengeç, kaplumbağa (bu çeşidide ilk defa gördüm çok uzun bir boynu var, burnu da domuz burnunu andırıyor), kurutulmuş minicik karidesler, yosunlar...
Tüm bunların fotoğrafını çekmem lazım.

Yemekler ile ilgili gözlemlerim şimdilik bu kadar. Eminim daha sonra vakit geçtikçe çok daha fazla gözlemleyerek bilgi sahibi olurum. Yarın akşam Çinli arkadaşlarımızı yemeğe davet ettik. Bakalım yemeklerimiz hakkında ne düşünecekler?

16 yorum:

Pamuk anne dedi ki...

Cok gecmis olsun, vah vah!!!Klimadan hasta olan tiplerden biride benim. Aman dikkat fena carpar klima. Cin ve yemmek konulari bir arada olunca ben korka korka bakiyorum cektigin resimlere, hafazanallah, igrenc bir malukatin sise dizilmis hallerini gormekten cok tirsiyorum, istahimi cok etkiliyor. Sen birde orda yasiyorsun, pata kute karsi eliyorsundur bu meletlere. aman sakin cinde hamile kalma Evrimcim, mahvolursun kusmaktan heralde. ay neyse... Hadi yeni haberler yeni resimler bekliyoruz ona gore.

sibel dedi ki...

evrim'cim, 'boyle yemek kulturlerine uyum saglamak gercekten zor yahu' diyecektim ki aklima mumbar dolmasi, kokorec, beyin, paca, kelle, vesaire geldi susayim dedim :)sanirim yemek kulturleri degil aslinda catisan. insanlarin birey olarak yeme aliskanliklari belirleyici olan. zor valla cok zor.

evrim (akira) dedi ki...

Alevcim maalesef bu sefer karı-koca grip olduk yani yine hastayız:( Şu anda Pekin'de bir virüs dolaşıyormuş, pek çok kiş, hasta, dün otelde ilaçlar, bitkisel çay dağıtmışlar, baya iyi geldi allahtan.
Yaa ben senin için biraz night market fotoğrafı koyayım o zaman, kesin zayıflama garantisi var:D
Valla burada bebe düşünüyoruz aslında, evden dışarı adım atmamam lazım o zaman dimi:))
Öpüyorum

evrim (akira) dedi ki...

Sibelcim tam üstüne bastın bak çok gülüyorum yine. Biz bu çinli hanım kızlarımıza kokoreçi anlattık, nasıl tiksindiler anlatamam heheh:)
yaa herşeyi yedikleri halde kokoreç çok tuhaf geldi onlara. Ben ağzıma sürmem, bırak kokoreçi ciğer, bütün et v.s. bile yemem.
Bunlar o kadar kıtlık görmüşlerki zavallılar o zaman başlamışlar herşeyi yemeye..
Öptüm

Açalya dedi ki...

Aman bi yiyemedim su ordekten gitti.

Japonya`daykene :) soyulmus yavru (larvadan hallice aslinda) su yilani, cig at eti falan gibi bilimum mahlukatlar yemis biri olarak herseyi denerim...bocegi citir citir yemem ama bak hmmm.

Cookie`lerini temizle de ugra yeniden bana bakiim.

zeya dedi ki...

geçmiş olsun Evrim Dikkat et kendine :)

Çinliler boğzalarında yağ kalmasın diye yemekle çay içtiklerini duymuştum. Ben de yemekle kahve içmeyi çok severim acayip miyim acaba?

Yeni tadlara ve kültürlere bu kadar açık olman harika.

Çinli kıyafetleri giymiş fıstık bir bebek resmi görmek çok güzel olur bu arada :):):)

evrim (akira) dedi ki...

Açalya bravo valla, dediklerini yemek için çok cesaretli olmak lazımm. Geçenlerde ben de ördek dilini yuvarlayacaktım mideye nerdeyse öyle bir cesaret geldi ama gırkk vazgeçtim sonradan. Her an bir delilik yapabilirim:p
Temizlik yapiim dediğin gibi ben bir
Sevgiler

evrim (akira) dedi ki...

Zeya demekki sen rahat uyum sağlarsın buraya:D

Evet burada yaşayıp biraz da olsa kültüre uymamak olmaz, ilk geldiğim zamanlarda bana çok kötü gelen kokulara bile alışmaya başladım, ama bir koku var ki ne pişiriyorlarsa artık, sanırım böcek veya mide olabilir, işte o dayanılmaz bişey. Koku konusunda hiç hassas olmayan eşim bile 10 metre uzaklaşıyor bu kokuyu duyunca hihi:))
Bebek konusunda ben geçenlerde burada bebelere göre yapılmış minicik ejderhalı çizmeler var, öyle bir hayal kurmuştum. Ha bir de bunlar bebelerine giydirdikleri pantolon, şort v.s. popo kısmı kesik oluyor, yani popo ortada dolanıyorlar, ilk iş ondan almak olacak:)
Öptüm

sibel dedi ki...

oralarda bebe dusunmek mi:)acaba oralarda bu isin kurallari nasil? buralarda derin deniz urunu yiyemezsin ilk 3 ayinda kursun vesaire yuklenme diye. kabuklu sey yeme der dr.un. ona dokunma buna bulasma vesaire. e oralarda tum aliskanliklar farkli kurallar degisiyor mu acaba? once bunlari arastirmak gerek. bir de kontroller nasil, rutin kontroller neler vesaire bir suru konu var. ben de tazelendi bilgiler ya:)oralarda zor is zor :)

evrim (akira) dedi ki...

Sibel

burada çok sayıda hastane var. devlet hastaneleri bile bizimkilerl kıyaslanamaz. tıp konusunda çok iyi olduklarını söyleyebilirim. çok sayıda özel hastane var, çok fazla yabancı yaşadığı için international hastane sayısı da fazla. herkes buranın çocuk yapmak için süper bir yer olduğunu söylüyor.ben de bu fırsatı kaçırmak istemiyorum açıkçası.
öptümm

Geveze Kalem dedi ki...

Bizim yemeklerimizi nasıl bulduklarını yazmamışsın sonraki postlarında, merak ettim. Ama beğenecekleri konusunda umudum yok, tavuk ayağı yedikleri düşünülecek olursa!!!:)

Maymun beynini duymuştum. Ama niye yadırgıyoruz ki, Avrupalılar da bizim bağırsak yememizi garipsiyorlardır mutlaka. Ciğer, beyin, dalak, işkembe, hatta koç yumurtası!!! Yani sanki biz çok mu normal şeyler yiyoruz?:)

O fotoğrafları izin alarak mı çekiyorsun merak ettim. Bir de mutfaklara falan girip çekmişsin ya, harikasın valla.;-)

evrim (akira) dedi ki...

Semacım bizim yemeklerden kokoreçi anlattık çok tiksindiler haha, kimse kimseyi beğenmiyor anlyacağın:)) Ehh bizim senin bahsettiğin yemeklerimiz de pek tiksinilmeyecek gibi değil hani:)
Mutfakta çekmedim fotoğrafları, ördek servisi şov olarak masanın yanına getirilip yapılıyor, bir de çok alışkınlar şakır şakır fotoğraf çekilmesine, e dünyanın en ilginç milletlerinden biri olduklarının farkındalar:)
Sevgiler

figoltx dedi ki...

Cinliler bir tek köpek baliklarini katletmiyorlar ki. Gergedanlari da boynuzlari için öldürüyorlar.
Gergedanların %90 larının yok olma sebebi Uzak dogu ülkeleri, özellikle de Cinliler. Onlarin inanisina göre; hayvanın gücü onu yiyene geçer.İşte gergedan boynuzunun da afrodizyak
etkisi yaptığına inaniyorlar.

İşte bu Çinliler başta olmak üzere bazı toplumların gergedanlaşma sevdası sonucu gergedanların büyük çoğunluğu yok edilmiş.
Bu da ayri bir insanlik ayibi...

evrim (akira) dedi ki...

figoltx,

maalesef bu katliamlar yapılıyor ve buna hiç kimse dur demiyor. gergedan olayını bilmiyordum..

zerrin dedi ki...

merhaba tekrar:)
gece dort blogunu birakip uykuya gidemiyorum..
yine bir cinli arkadasim demisti kiii:)
evde yemek pismiyormus,ozellikle buyuk sehirlerde,hep disarda yiyorlarmis..

evrim (akira) dedi ki...

Sevgili Zerrin,
evet burada bana Çinli arkadaşlar yemekleri senmi yapıyorsun, her günmü diye soruyorlar, evet diyince çok şaşırıyorlar, Çin'de insan karnını 50 kuruşa da doyurur, yüzlerce lirayada. alternatif çok olunca dışarıda yemeyi tercih ediyorlar sanırım:)